• Pinar66

MotoCross - Öğrendiğim bir şey varsa, o da ustasından öğrenmek. Deniz -Süleyman- Sinan Memnun

Motosiklete başladığımdan beri, toprakta sürmek hiç çekici gelmemişti. Bir şey de bildiğimd

en de değil hani, tamamen ön yargı. :)


Zamanla aşmayı öğrendiğim, açık olmaya kendimi yönelttiğim, neden olmasın veya dur bakalım karşımdaki ne diyecek, üzerinde bir düşüneyim diye kendi düşünceme bir S (müzikteki sus) verip, başka yönden düşünmeye kendimi yönelttiğim, böylece aşmaya yöneldiğim ve artık aşabildiğim kötü çok kötü bir şey ön yargı. Ya da kendi düşüncelerine sabitlenmek. Kendi düşüncelerimize sabitlenmek, bizim başka düşüncelerle, fikirlerle temas etmemizi, onları öğrenmemizi, anlamamızı engelleyen, yeni tecrübeler yaşamamıza engel olan bir davranış biçimi. Oysa açık olsak, bir arkadaşımızın veya tanıdığımızın bahsettiği bir konuya, daha açık ve kucaklayıcı biçimde yaklaşsak, anlatan kişinin o konuyla ilgili düşüncelerine önem versek, dinlesek, anlamaya çalışsak, kendimizi onun yerine koyarak, onun gözlüğüyle o konuya eğilmeye çalışsak. O zaman yeni yollar, yeni düşünce biçimleri, yeni tecrübeler açabiliriz önümüze. Her şeyden öncede, birlikte sohbet ettiğimiz kişiye, senin düşünceni önemsemiyorum hissini vermemiş oluruz.


Neyse, konumuz tabii ki, insan ilişkileri veya kişisel gelişim değil. Ama daha önce de defalarca dediğim gibi, motosiklet, insanın kişisel gelişimini baştan ayağa etkileyen, olgunlaştıran, hızlandıran, varoluşunu somutlaştıran bir uğraş. Pek az şey vardır insan hayatına bu şekilde etki eden bence. Ya da benim hayatıma etki eden diyeyim.


O zamanlar, toprakta sürmek neden çekici gelmedi? “Yahu toz toprak çamur uğraşamam” dedim. “Bana göre değil” dedim. “Kim temizleyecek o kıyafetler?”i dedim. “Ağzıma burnuma toz toprak dolacak” dedim.


Dedim de dedim. Kontesim ya, öyle toz toprak falan uğraşamam :D


Taa ki oğlumuzu motosiklete başlatma kararımıza kadar. (Büyük konuşmamak lazım 😊)


Oğlumuz Ateş, iki ayak üzerinde dengesini kurduktan sonra, hiçbir zaman bir destek kullandırmadık, bisiklet hevesi gelince de doğrudan denge bisikletiyle gezmeye başladı. Denge bisikleti, pedalı olmayan, 2 tekerli, çocuğun üzerine oturup, ayaklarıyla kendini iterek sürdüğü bir tür başlangıç bisikleti.


MT07 ve Yavrusu :)
MT07 ve Yavrusu

İlk başta tabii ki, pofidik bir anne olmalı mıydım sorgusuyla, "ay acaba yan tekerli bir şeye mi binse..." demiş olsam da, sağolsun canım kocam bu konuda hiç taviz vermedi. İyi ki de vermedi ve o yan tekerleri başımıza hiç bela etmedik şükür.

Bu konunun çocuk yetiştirme ve gelişiminde ailenin tutumuyla ve çocuğu neye alıştırıp neye alıştırmadığıyla, devamla çocuğun bağımsız bir birey olması konusuyla aslında çok derinden ilişkisi var bence. Ancak tabii burada bu hususları ele almam ne kadar ilginizi çeker bilemedim doğrusu😊 dolayısıyla çocuk gelişimi konusunu kenara bırakıp bisiklet ve motor konusundan devam ediyorum.


Denge bisikletiyle iyice akrobasi moduna geçtikten sonra, pedallı bisiklete geçtik. Ve ne zaman ki rahatça pedal basmaya başladı, o zaman motora binmeye götürdük onu. Tabii bu süreçte, epey bir zaman nerede öğrenir, nasıl öğrenir, kimden öğrenir konularını irdeledik, soruşturduk kocamla.


Ateş, 5,5 yaşındayken MotoCrossPark Kilyos’ta Deniz Memnun ile Yamaha PW50 sürmeyi öğrenmeye başladı.

Deniz & Ateş & PW50 & Kocam

Deniz, çocuklarla iletişimi inanılmaz iyi olan, çok yetenekli, çocuğa müthiş güven veren, öğreten ve öğretme odaklı bir eğitmen. Çocuğun hangi anda, ne yapmaya ihtiyacı olduğunu, nasıl bir enerji gereksinimi olduğunu, onu eğitimde o anda nasıl tutacağını "doğal" olarak biliyor. Hani derler ya yabancılar, "He's natural", tam da öyle.

Yarış ve şampiyonluk kariyerini ise, sanırım anlatmama pek de gerek yok :)


Kilyos’taki tesiste hem onun hem de ağabeyi Sinan’ın sayısız kupası var raflarda. Tabii ki bu başarıların ardında başka bir dev var, o da Süleyman Memnun.


İnanılmaz bir eğitmen. Onların hikayelerine ve Süleyman Hoca’nın eğitimdeki hevesine, öğretme şevkine, ayrı bir yazıda değinmeyi planlıyorum.



PW50 ile önce çok hafif eğimli düz bir yolda, motoru çalıştırmadan, motor üzerinde dengeli bir şekilde aşağı salma çalışması yapılıyor. Çocuklara, motorun kütlesi ve dengesi, kendi kütlesiyle birleşen motoru dengede ilerletmek, işin içine gaz fren vb karıştırılmadan öğretiliyor. Yani her şey adım adım. Ayakların yere değip değmemesi, durma anında ayakların alacağı pozisyon vb. hep bu şekilde öğretiliyor. Sonra da yavaş yavaş, her eğitim gününde üzerine yeni tuğlalar koyarak öğrenmeye devam ediliyor.


Ateş’in yavaş yavaş ilerlemesi, motosikletle de dengesini bulması, gaz açmayı öğrenmesi, topraktaki, çamurdaki o müthiş eğlencesi tabii ki bizleri de heveslendirdi.

Zemin, mevsim farketmez :)

Ve dedim ki, eğer oğlum bunu öğreniyor, bu kadar eğleniyorsa ve toprakta sürecekse, onunla bu eğlenceyi birlikte yaşamamız, o hisleri birlikte paylaşmamız lazım. Her ne kadar, toz toprak, çamur olsa da ağzım burnum 😊


Bunu Sinan ve Deniz ile paylaşınca, seve seve yardımcı oluruz Pınar Abla dediler. Deniz, Ateş’e öğretirken, Sinan da bana öğretmeye başladı.

Sinan'la Viraj Taktikleri

Her ne kadar pistte sürüyor, asfaltta sürüyor olsam da, biraz olsun bir tekniğe sahip olmuş olsam da, toprakta sürmek gerçekten bambaşka bir tecrübeymiş. Çünkü, motor bambaşka bir motor, teknik bambaşka bir teknik. Ancak verdiği hakimiyet hissi ve tecrübesi, işte o hangi motorda olursanız olun, hangi pistte, parkurda olursanız olun işe yarayacak bence.


Hele üzerine Süleyman Hoca gibi bir üstadın gözüyle çalışınca, olay bayağı değişiyor .


Yani kısacası, oğlum sayesinde başladım motocross öğrenmeye 😊 ve iyi ki de öğreniyorum. Öğrenmenin sonu yok. Öğreneceğimiz o kadar çok şey var ki hayatta.

Topraktaki ani dönüşler, dar dönüşler, bacak açma teknikleri, vücudun pozisyonu, ayakta sürüş teknikleri, frenleme teknikleri, tırmanma teknikleri, engel geçme teknikleri, atlama teknikleri…


Ahhh hele o atlama teknikleri 😊 elbette ki yeni başlayabildim atlamalara, ama az da olsa havalandığım o ilk seferlerdeki hissim inanılmazdı. (Gerçi bence elimi uzatsam yıldızları tutardım ama :) )

Bir yandan, Yaradana sığınıp, bir yandan kendi kendine "bunu yapabilirsin!" gazı, ve yapıp yapamayacağını bilmeden, sadece eğitmenine inanarak yapma hali, hepsinin bileşimi çok acayip bir kombinasyon.

Ve evet tabii ki biraz toz toprak içine girdik ama, hiç de başta düşündüğüm gibi ağzım burnum da toz toprak dolmadı😊 Hal bu ki düştüm de pekçok kez. Ama sürmeye de, tırmanmaya da, engelleri aşmaya da, öğrenmeye de devam edeceğiz.


Toprak maceramızın devamı bir sonraki yazıda. Güvenle ve sağlıkla, hep kendinizi geliştirerek sürmeye devam edin.




62 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör